Meşgul muhalif,ev müzisyeni....
18 Ağustos 2020 Salı
14 Ağustos 2020 Cuma
MÜFLİS TÜCCAR :)
" Müflis tüccar " eski hesapları karıştırırmış. Ben de eski yaptıklarıma döndüm. Geçmişte yapıp da kenarda köşede kalmış kendimce unutulmuş saydığım ürünleri yeniden hatırlamak istedim.Bunlardan biri de dalda kuş figürü. Ne zaman yaptığımı hatırlamadım, pek de önemi yok aslında yapmışım işte. Böyle sert ifadeler kullanmak sıradan oldu bu kovit günlerinde. Herkes değişti en yumuşak huylular canavar ,en canavarlar ise pamucuk....
Evde zamanımızı geçiriyoruz. Sabah kalkıyoruz, kahvaltı ediyoruz. Tv yi açıyoruz, haberleri izlemeyi bıraktık yeni medyaya döndük. Sırayla yutub, feys, instoş, netfiliks derken akşam oluyor. Yemek ye çay iç, kahve iç bu arada yeni tadlar dene... Hayat değişti....
Bu yeni bulduğum tavan aydınlatması. Ağaç kütüğünü verevine kesip içine üç delik açmışım. Deliklere birer duy yerleştirip içine de çin malı led ampuller koymuşum. Bir güzel vernikleyince bu aydınlatma ürünü ortaya çıkmış. Güzel de yapmışım yav... Neyse, şu anda balkonumuzu aydınlatıyor , yanlız meretin lümeni çok. Tavsiyem led ampullerde gün ışığı sarı ışık kullanmanız...😉
Bilgisayarı açtım derinliklerine daldım ilk çıkanlarından en son model Sd modellerine kadar muhtelif bellekler almışız zaman içinde. Hepside nerdeyse tam randımanlı çalışıyorlar. Afferim bize . Yeni nesil bizim kadar mal kıymeti bilmezlermiş gibi geliyor bana, biz eşyalarımızı temiz kullanıyoruz sanki...
Bir kartal kondu gözümün önüne. Arkasını dönmüş bakanlarına...Mağrur, birazda kızgın ama arkasını da kollayan bi havada....
26 Nisan 2020 Pazar
Korona günlüğü....
Zaman akıyor.... Hissettiğim sadece zamandaki düzleşme, gerçekten böyle hissediyorum. Buraya bu notu koyarken janjanlı laf ederek giriş yapma isteğim yok , gerçekten hissettiğim
sadece "DÜZLÜK"
Bilgisayarı açıp eskileri karıştırdım. İçlerinde sanırım unuttuklarım varmış. Bide yarım kalmış zorla tamamladığım birkaç yakma, boyama işlerimi bloğa ilave ettim. Balkon atölyesine giremiyorum , girsem de genellikle boş, boş oturup çok küçük basit işler yapıp ortamı terk ediyorum.
Sanırım herkes benim gibi....😒
Ağaç oyarak serbest çalışma. Yine çam ağacı kullanılarak yapıldı.
Yin / yang gibi de , değil gibi de....
Neyse yorum tabii ki izleyenlerin....
Balık olarak düşünülmüş lakin yorum yine izleyenlerin.....
Yin / yang gibi de , değil gibi de....
Neyse yorum tabii ki izleyenlerin....
Burada pek yoruma mahal yok. Ben Denizlinin çok ve uzun öten Horozu diyorum...
Buradan sonra benim oldukça beğendiğim iki çalışma var. İkisi de zevk alarak yaptığım, keyifli ürünler. Lakin sonra fark ettim bazı insanlar bu tür objelere pek de keyifle bakamazlarmış. Tripofobi diye bir fobi varmış ve buna delik fobisi de deniyormuş. İnşallah kimsede bu tür bir etki yapmaz. Malum zaten travmalı günlerdeyiz kimseyi rahatsız etmek istemem....😉
Sıra zorla tamamlayabildiğim , daha doğrusu çoktandır yakma işlerini bitirip de bir türlü renklendiremediğim illüstrasyonlara geldi.
Traktör
Tramvay
Biraz sonra gazlıcazzzz....
Pejoyu da pek severim....
Şu karavan özlemi de bitmedi arkadaş...
Üç tekerlekli acayip bişey. Ama sevimli....
İnsanın babası asker olunca aklı askeri araçlara da kaçabiliyor😐
Çocukluğum da az para kaptırmadım bu aletlere. Bi tur , bi tur daha derken harçlığım biterdi. Eve gelince zincirden yağlanmış paçaları anneme anlatmak, o da ayrı bir dert....
Venosolek derdik bu motor takılmış bisikletlere. Pek tutmadı bu alet . Sanırım güçsüz olduğundan....
19 Mayıs 2019 Pazar
Gondola Toscana (1890), ilk yabancı modelim
GONDOLA TOSCANA (1890)
Bu tekne ile günümüz Venedik Gondolu arasında
benzerlik yok, fakat "Gondol" İtalyanların
çok eskiden beri kullandığı bir tabir. Belgelere göre, ilk
gondollar 1094 yıllına kadar gidiyor. 1261 yılındaki
kayıtlarda 12 kürekli olanlarından bahsedilmektedir.
Dolayısıyla, İtalyan kıyılarında çok uzun zamandır kullanılan bu
teknenin balıkçılık, büyük gemiler için hizmet teknesi, insan ve mal taşıma işini gördüğü
söylenebilir.
Benim uyguladığım plan, 1890 yılında yapılan boyu 8,18 m'den uzun, 3 çift küreği olan, rüzgara göre yeri değiştirilebilen farklı boylarda direğe
sahip bir tekne. Akdeniz'de rüzgara
göre direk yerinin değişebildiği Latin yelkenler çok yaygın. Bu gondol 1930 yılına kadar yelkenli balıkçı
teknesi olarak kullanılmış.
İnternet araştırmamda bu tekneden iki tane daha rastlayabildim.
Bunlardan birisi
Fatih Karalar' a aitti ve onun görselleri çok işime yaradı.
Örneklerin az olması bu tekneyi
seçmemde çok önemli motivasyon kaynağı
oldu.
Modelin postalarında 4 mm kavak kontra, sarımda ise benim
tekniğim olan lamine kaplama çıtalarını kullandım. Aksesuar olarak, sadece tahta
kova ve bakır lamalar benim plana ilave ettiğim ayrıntılardır.
Bu tekne ilk
yabancı modelim. Plan dışındaki her şey yine bana ait. Her zamanki gibi hazır
kit kullanmadım, her parça elimden çıktı. Boyalar akrilik, en son parlak
vernik ile modeli bitirdim.
5 Mayıs 2019 Pazar
Fırından taze çıkan İntarsia ....Dalda kuş...
Dala konmuş kuşumuz, aslında güle konacaktı hıdrellez niyetine....
Lakin bulabildiği çiçekli dala kondu mecburen. Biraz uğraştırdı bu sefer, çok küçük parçaları var. Kesimi, tesfiyesi, zımparası bir de ağacın üzerine montesi; iki de detay koydum, görün fakirin çilesini diye😊
3 Mayıs 2019 Cuma
TAKA
Merhaba...
Karadeniz yapımı bu tekne ile tanışmam çocukluğumu geçirdiğim Sinop'ta oldu. İskelede bağlı, ya da tersane mahallesinde kalafata çekilmiş halde gördüğüm teknenin yeni yapılmış halini hatırlamıyorum. Boyası bozulmuş,eski püskü, çalışan,emekçi hali benim çocukluğumun unutulmazı. Bu teknenin balıkçılık için de kullanıldığını biliyorum. Benim hatırladığım, belkide hayal ettiğim şekli sadece yük taşıyan cefakar, fakir insanların ekmek teknesi. Sahilde dolaşırken rastladığım, içinden üstü başı yağ pas içinde çıkan insanların olduğu, motorlarının çalışması için ucundan alev püsküren pürmüzlerle ilk hareketin verildiği KOCAMAN gemiler...
Bazılarını ise açıkta görürdüm, yelken basmış bedava giden gemiler...
Kocaman gemiler diyorum, galiba ben çok küçüktüm de, benim için deniz ve takalar çok büyüktü. Sonuçta bu takalar benim çocuk dünyamın KOCAMAN GEMİLERİ.....
Maket teknemin boyu 35, yüksekliği 15 cm; küçük bir maket boyu. Mehmet Gazali Özkasım'ın planından faydalandım . Planı biraz küçülterek uyguladım.
Plandan başka her parça benim el emeğim. Malzeme olarak, postalarda 3 mm kavak kontraplak kullandım. Teknenin sarım işini kesilmiş çıtalarla değil de ahşap kaplamada kullanılan plakaları 2 yada 3 kat birbirine yapıştırarak yaptım. Sarımda, plakalardan 1 cm eninde kestiğim çıtaları kullandım. Bu teknik benim çok severek kullandığım bir yöntem. Çıtanın esnekliği, kolay kullanımı, istenen ağaç çeşidine erişim işimi çok kolaylaştırdı.
Ağaç olarak çam kullandım. Gereken yerlerde Çam malzemenin üzerini kaplama plakaları ile kapladım.
Yapıştırıcı olarak Bali, ağaç tutkalı ve olmazsa olmaz Japon yapıştırıcısı kullandım.
Usturmaça olarak kullanılan eski araba lastikleri de ağaçtan oyulup lastik dişleri de üzerine işlenmiştir. İskele tarafına bir sintine el pompası, sancak tarafına da egzoz borusu koydum.
Ambar kapağını parçalı ve her birine tutacak yerleri ilave ederek yaptım. Başaltı deposunun ve motor bölümünün de kapakları mevcuttur.
Teknenin önündeki halatlı çapayı da yine ahşaptan oyarak yaptım. Hatırladığım şekilde, eski püskü ve boyasız mat vernik ile sonlandırdım.
Sinoptayız, mallum her asker ailesi gibi bizde yıllık izni memleketimizde geçirmek isteriz. İstanbul'a gitmenin bir yolu da deniz yolculuğu. Ege vapuruna bineceğiz ama deniz kabarık, kaptan iskeleye yanaşamıyor. Tek yol bu takalarla gemiye ulaşmak. On yada onbeş yolcu takanın açık ambarına doluştuk. Mendirekten çıkana kadar sorun yok. Köşeyi dönünce al sana haşin Karadeniz. Her dalgada denizi yiyip ıslanıyoruz. Dalganın çukuruna girince Sinop kayboluyor. Yavaştan korku sesleri başladı. Reis sonunda bağırdı "Kimse kıpırdamasın" durumu anlatabildim mi? Hepimiz, babam dahil patates..... Neyse, bağırış çağırış geminin merdivenine geldik ama daha iş bitmemiş.Dalga yükselince iskele merdivenine yaklaşıyoruz bir kişi anca atlıyor ve tekrar uzaklaşıyoruz . Bu şekilde teker teker valizler de dahil gemiye bindik.
Size bu Takalarla olan anımı da böylece anlatmak istedim....
18 Nisan 2019 Perşembe
Tenezzüh sandalı...:)
SANDAL
Çok zamandır ilgilendiğim (yaklaşık 20 yıl), lakin göz önüne pek çıkarmadığım bu uğraşımla sizi tanıştırmak istiyorum. Model tekne yapımı, çok zevk aldığım, ağaç kokusunu içime çekebildiğim, ince ince çalışabildiğim bir iş. Planları araştırıp bulmak, arşivlemek, seçtiğim modeli uzunca süre hayal ederek inşa etmek çok zevkli. Sandal, ilk yaptığım modellerden biri.
Ayna kıç, kürek için düşünülmüş bir kayık. Keyifli mehtap gezileri ve aslında balık tutmak için yapılmış suya uygun dengeli bir tekne.
Farklı planları inceleyerek esinlendim ve sonuçta ortaya özgün bir tekne çıktı.
Çok aksesuar ilave etmedim. Kürekler, dörtlü çapa, halat ve ilerde yapımını anlatmak istediğim tahta kova.
Model tekneciliğe bir çok modele aynı zamanda girişerek başladım. Maymun iştahlılık, acelecilik veya merak; nasıl adlandırırsınız bilemem. Balkon tersanesinde şu anda kızakta birçok tekne var.
Postaların yapımında 4 mm kavak kontra kullandım. Kaplama çıtalarını geliştirdiğim bir teknik ile yaptım. Çok kolay bir teknik, ilerde onu da anlatmak isterim.
Kesme işinde kıl testeresi, yapıştırıcı olarak da Japon yapıştırıcısı veya bali kullandım. Teknelerin hiçbirinde hazır aksesuar kullanmam, her parçasını ahşaptan oyarak kendim yaptım.
Sandal bitirdiğim ilk modellerden, bu yüzden eksikleri çok. Zaman içinde bir çok tekniği geliştirerek, çoğunlukla da ustaları izleyerek bu keyifli hobiye devam ediyorum.
Rastgele....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)